07.22.07
Acı Tatlı Hayat
Güzel bir bahar günü genç bir öğrenci dalların rüzgârda hareket ettiğini fark eder, ustasına sorar:
-Dallar kendi kendilerine mi, yoksa rüzgar yüzünden mi hareket ediyor.
Görmek için başını kaldırmadan usta cevap vermiş:
-Harekete ne dallar ne de rüzgar sebep olur. Bu senin kalbinde ve aklındadır.
Acı Tatlı Hayat/ A Bittersweet Life
Ben de düşünüyorum bazen sadece düşünerek ne yapabileceğimi. Bazen mutluluğu düşünüyorum, mutluk nedir, nasıl bir şeydir diye. Sonra mutlu olmayı düşünüyorum olmuyor, sonra anlıyorum ki kalp kısmı eksik bu düşüncenin. Niye diye düşünüyorum, bulamıyorum. Sonra yalnızlığı düşünüyorum. Yalnız mıyım diye düşünüyorum. Hep yalnız mı olacağım diye düşünüyorum, cevaplarını biliyorum kendime itiraf etmekten çekiniyorum.
Sonra acaba bir saate dikkatlice bakarsam zamanı durdurabilir miyim diye düşünüyorum. Daha sonra da bunu gerçekten istiyor muyum diye düşünüyorum. Yine bulamıyorum. Yıldızlara bakıyorum çok dikkatli, bir yıldız kaymasını düşünüyorum ama kalben düşünüyor muyum bilmiyorum çünkü kaymıyor. Sonra zaten şu anda kalben düşünmek istemediğimi fark ediyorum. Kalben düşünmek ne demek diye düşünüyorum, herhalde kalben bir şeyi istemek diye geçiştiriyorum kendimi. Gözlerimi kapatıp hayatımın bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmesini düşünüyorum, sonra buna cesaretin var mı deyip vazgeçiyorum ama çoktan geçmeye başladığını sonradan fark ediyorum.
Sonra daldaki yaprağın sallanışına bakıyorum, yine düşünüyorum onu rüzgâr mı hareket ettiriyor ben mi diye? Sonra yine cevabını bulamadığım bir soru sorduğumu düşünüyorum…
07.19.07
-3-
Kendim ve kendim…
-Bu gün bir kelebeğin kapalı camdan dışarı çıkmaya çalışmasını izledim. Halbuki yandaki cam açıktı ama bir türlü oraya yönelmedi.
-Sen ne yaptın peki.
-Hiçbir şey yapamadım.
-Neden?
-Bilmiyorum, sanki korktum.
-Neyden korktun?
-Parmaklarımın arasında çırpınmasından, bir canlının parmaklarımın arasında çırpınışını hissetmekten korktum.
-Ama sen ona dokunsan da dokunmasan da o çırpınıyordu.
-Biliyorum, biliyorum ama cesaret edemedim.
-Cesaret… Desene bir canlının hayatı sadece senin cesaretinin geliş zamanına bağlıymış.
-Beni vicdan azabından öldürmeye mi çalışıyorsun sen.
-Birinin bunu yapması lazım ve vicdanın olarak bu görev bana düşüyor sanırım.
-Sadece unutamaz mıyım?
-Sence?
-Hayır…
07.06.07
Dışarısı
Güzel bir gün… Hava güneşli olmasına rağmen rüzgar güneşin etkisini bastırıyor. Bir tarafta deniz manzarası diğer tarafta göz alabildiğince yeşillik. Kuş sesleri, ağaç hışırtıları…
İç ses: Bu manzarada tek sinir bozucu şey sensin desene.
Dış ses olduğunu sanan iç ses (2): Bu manzarada tek sinir bozucu şey sensin.
07.01.07
…
Kendim ve kendim arasında geçen kısa bir sohbet
-Canım sıkılıyor.
-Ne kadar ilginç bir şey.
-Niye öyle diyorsun?
-Senin hep canın sıkılıyor da ondan.
-Bu benim suçum mu?
-Kimin suçu ya?
-Niye, ben ne yaptım ki?
-Hiçbir şey.
-E niye benim suçum oluyor ya.
-Hiçbir şey yapmadığın için.
-Peki ne yapmam gerekiyor.
-Hiçbir şey.
-Neden?
-Çünkü sen bu halini seviyorsun.
-Belki de canımı sıkan budur.
-Kim bilir…