04.23.07
Bugün
Bu gün hayatı izlemeye ortasından başladım. Sanırım bu yüzden hiçbir şey anlamadım. Üstüne çok sıkıldım. Benim hayat kendini sanat filmi sanıyor. Bol bol anlamını bilmediğim sembol kullanıyor. Aslında o sembollerin anlamını kendisi de bilmiyor. Havalı oluyor heralde böyle yapıca. Çözemedim. Bir de yönetmeni her zamankinden daha kötüydü bugün, yeni Ed Wood olma yolunda emin adımlarla ilerliyor kendisi. Yolu açık olsun ne diyelim.
Uzun zamandır izliyorum bu filmi. Çok sıktı ama bırakamıyorum da. Alışkanlık yaptı heralde. Değişiklik lazım biraz. Yönetmeni değişse bir şeye benzer belki de. Zaten senaryonun büyük kısmı da onun elinden çıkma. Neden bu kadar sıkıcı olduğu belli. Ben en iyisi kanala bu konuda bir mail atayım. Zaten sadece ben izliyorum. Dikkate alırlar heralde.
04.22.07
Silmido
—–Bol Spoiler—-
Geçen gece izlediğim bir Güney Kore filmi Silmido. Film başladığında sıradan Amerikan savaş-kahramanlık filmlerinden farkı hemen anlaşılıyor.
Filmin konusu kısaca şu: İdama mahkum edilmiş 31 kişiyi silmi adlı bir adada başkana suikast düzenlemeleri için eğitiyorlar. Bu onların yaşamaları için tek umutları oluyor. Çünkü eğer başkanı öldürürlerse suçları affedilecek. Adada sadece bu 31 mahkum ve onların eğiticileri var. Çok zor geçen yaklaşık iki senelik bir eğitimden sonra büyük gün geliyor ve yola çıkıyorlar. Tam bu sırada merkezden gelen habere göre operasyon iptal ediliyor ve geri dönmek zorunda kalıyorlar. Daha sonra da merkezden birliğin yok edilmesi isteniyor eğer yapılmazsa bu işi merkez yapacak ve eğitmenleri de öldürecekler.
Buraya kadar her şey tamam. Gayet iyi ilerleyen bir aksiyon filmi gibi görünen film bu noktadan sonra bir çeşit dramaya dönüşüyor. Eski mahkum yeni gizli asker birliğinin tek istediği vatanları uğruna başkanı öldürmek. Öleceklerinden habersiz bir şekilde. Daha sonra bir şekilde öldürüleceklerini öğrenip eğitmenlerini öldürmeye karar veriyorlar. Ama bunda çok zorlanıyorlar çünkü onlara beklemedikleri kadar bağlıydılar. Ama artık onlar için vatanları daha önemliydi bu yüzden onları öldürüyorlar, ya da biz öyle sanıyoruz. İlerleyen bölümlerinde bazılarının onları öldüremeyip sadece yaraladıklarını öğreniyoruz. Burada aklımıza takılan şey neden daha önce bunu yapabilecekken yapmadıklarıydı. Çünkü; onlar artık vatanları uğruna savaşan askerler olmuşlardı ve bunun için her şeyi yapacaklarıydı.
İşte filmi Amerikan filmlerinden ayıran en önemli unsur buydu. Bir halk otobüsünü ele geçirip başkanı öldürmek için yola koyuluyorlar. Çok fazla ilerleyemiyorlar çünkü etrafları ordu tarafından sarılıydı. Çatışma olmuş, hepsi yaranmıştı. Filmin en duygusal ve son sahnesi de hiçbirinin otobüsten inip teslim olmak istememesiydi. Kanlarıyla otobüsün duvarlarına isimlerini yazdıktan sonra el bombalarını çıkarıp, önlerine atıp üstlerine atladılar. Çünkü onlara düşman eline düştüklerinde yapacakları en iyi şeyin intihar etmeleri öğretilmişti.Ama nihayetinde vatanlarını korumak için ellerinden geleni yapan askerler basına birer vatan haini olarak yansımışlardı.
Yani bir nevi mutsuz son.
Film çok güzel. Ama Uzakdoğu sinemasına alışık olmayanlar için izlenmesi zor bir film. Ben yine de herkese tavsiye ederim. İyi bir film izleyicisinin arşivinde mutlaka bulunması gerekir.